Karanlıkta Sabah Kuşları – Ahmet Altan

Standard
Aşk Çıplak Gezer
Bir orospuyu azize yapar aşk ve bir azizeyi orospu.
Üç Numaralı Konçerto
Ve inanın, hayat, içi boşaldıkça ağırlaşır. Taşınması zor bir yük olur.
Rachmaninov’un “üç numaralı piyano konçertosunu’ Rachmaninov’un önünde çalıp o ünlü Rus kompozitöre, “çalarken ruhuma dokundunuz” dedirten ve sonra sol kolunu bir felce kaptırıp sakat kalan hocasının, “piyano bir canavardır, onu denetleyemezsen yutar seni” dediği genç piyanistin, bir canavar tarafından yutulmayı göze alarak “üç numaralı konçertoyu” çalmak için ihtirasla titremesini seyrettiniz mi?
Hazırlıksız ve kırılgan bir ruhun taşıyamayacağı kadar büyük bir duygusal coşku gerektiren bu parçayı çalarken, yanlış sevgilerle örselenmiş ruhunu ortaya koyan o piyanistin, dünyanın en zor piyano parçası denilen konçertoyu çalabilmek için sağlığını, geleceğini ve bütün hayatını tehlikeye atmasını aptalca bulmadan önce, bir insan neden hayatını bir piyano parçası çalmak için tehlikeye atar diye sordunuz mu?
Sıradan Cümleler
Bana sorarsanız, bu işin en büyük ustası Hemingway’di, çok sıradan cümlelerden oluşan bir diyalog yazar ve sizin o konuşmayı yapan insanların bütün hayatını anlamanızı sağlardı.
Aysberg tekniği deniyor buna.
Küçücük bir parçayı gösteriyor, görünmeyen büyük parçayı, o parçadan hiç söz etmeden ortaya çıkarıyordu. (Beyaz Fil Tepeleri)
Bir kızla bir oğlanın bir istasyondaki konuşmalarını anlatan Beyaz Fil Tepeleri, kısa hikâyeciliğin parlak şaheserlerinden biri olmuştu, bütün acı, bütün özlem sıradan cümlelerin içindeydi.
Sizin her gün söylediğiniz cümlelerin bildik sözcüklerinde.
İspanyolların dâhi rejisörü Bunuel, ilk filmini birlikte yaptığı çocukluk arkadaşı Salvador Dali’yi, “iri kadın kalçaları” üzerine söylediği sıradan bir cümleyle kaybetmişti.
Bir gün bir gezintide, “ben iri kalçalı kadınlardan hoşlanmam” demişti.
Dostluk bir cümleyle bitti.
Aradan uzun yıllar geçti.
İkisi de iyice yaşlandığında, Bunuel, Dali’ye bir haber gönderdi:
— İkimiz de çok yaşlandık, son bir şampanya içelim birlikte.
Cevap çok sıradan bir cümleydi:
— Ben artık şampanya içmiyorum.
Şampanya içilmiyordu artık ve birbirlerini göremeden öldüler.
Hikâyelerde, piyeslerde, ünlülerin anılarında dolaşan o sıradan cümleler, hayatın görünmeyen yanlarını peşlerine takıp ortaya çıkarırlardı.
İlk Aşk
İlk Aşk Turgenyev
Aşk her zaman acemiydi.
Yaşlanmıyordu aşk, bin bir sağanaktan, çağlayandan, fırtınadan örselenerek geçiyor, ama yeni bir menzile hep taze, hep el değmemiş, hep dokunulmamış varıyordu.
Bir cam kadeh gibi yağmur pıtırtılarıyla yıkanan evin içinde bütün ilk aşklarımı, yumuşak, neredeyse kardeşçe bir sevgiyle hatırladım, onların hepsinden birşeyler öğrenmiştim, hayatımın her dakikasında, ona dokunmuş bir kadın elinin izi duruyordu, en haşin dokunuşları bile yıllar geçtikten sonra bana çok dostça gözüküyordu, eğer onlar olmasaydı bugün bildiğim birçok şeyi bilmez, bugün sahip olduğum birçok şeye sahip olmazdım.
Sevdiğini Söyleyememek
En güçsüzümüz oydu, onun kadar güçsüz olmaya bizim gücümüz yetmedi.
Katherine Mansfield Bir Hüznün Güncesi
Yalnızlık her gittiğiniz yere sizden önce varıp sizi karşılar.
Geçmişimiz ve geleceğimizle bir kazı yerine çevirmek hayatımızı.
Geçmişte en yakınınız olmuş olan ‘’şimdiki yabancıyı’’ ya da gelecekte en yakınınız olabilecek ‘’şimdilik yabancıyı’’ hafızanızın derinliklerinden söküp uzak sürgünlere gönderdiğinizde onunla birlikte giden birşeyler olmuyor mu?
Her ‘’unutuş’’ bir ‘’eksiliş’’ gibi gelmiyor mu size?
‘’Gözlerimizi uzaklar değil ki yalnız göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır.’’ Haydar Ergülen
Ve bir şehirde unuttuklarımızı her şehirde hatırlıyoruz.
Kadınların siyah giyer, kederle solar tenleri, ama onları görmezsin.
Her kuytulukta bir çocuğun vurulur, aldırmazsın.
Merhamet dilenir, şefkat direnir, para dilenirsin.
Sana yapılmadıkça işkenceye karşı çıkmazsın.
Senin bedenine dokunmadıkça hiçbir acıyı duymazsın.
Güneş Ülkesi Campanella
Düşüncelerim hayallerimi ezmiş, kızgınlığım kahkahalarımı susturmuştu.
Joseph Kessel Gündüz Güzeli Belle de jour
Şehvettir onun adı.
Esiri olduğunuz ve hakkında asla konuşamadığınız duygunuz.
Ormanınızın en diplerine saklanan hedefi belirsiz kaplan.
Bir orospuyu bir hanımefendiden ayırt edemez avlanmaya çıktığında.
Moravia yazar
Pierre Louys Kadın ve Kuklası
Bunuel filme çektiğinde adını Arzunun Karanlık Nefesi koyar.
… hepsi hayatın kenarında doğmuştu ve hepsi ölümün kenarında yaşıyordu.
Uzun bir yol yürüdüm bir toplumla birlikte. O uzun yol, vara vara bir utanca vardı.
Shadowlands (film)
Aslında bütün film hayatın şu garip denklemini anlatıyordu, acıdan kaçıyorsan mutlu olamazsın, mutlu oluyorsan acı çekeceksin.
Filmdeki yazar, “tanrı bizi birer heykel gibi yontuyor” diyor, “bizi biraz daha güzelleştirmek ve inceltmek için vurduğu çekiç darbeleridir acı.”
Her darbeyle çizgilerimiz biraz daha belirginleşip inceliyor ve içimiz her darbeyle biraz daha sancıyıp sarsılıyor, bir kaya parçasıyla bir heykeli birbirinden ayıran da o darbelerle çekilen acılar zaten ve tanrı heykelini yontarken çekicini hep bir mutluluğun arkasından indiriyor, daha keskin olsun ve daha iyi yontsun diye.
Doğan günden beklediğim birşeyler vardı ve beklediğim birşeyler olduğu sürece yaşlanmayacağımı biliyordum, yaşlanmak beklerrîekten vazgeçmekti, sabahın yeni bir şey olduğuna inanmamaktı yaşlanmak.
“hayatı o kadar hafif yaşamaya yetmiyor bizim gücümüz.” Kundera
Ben, Fransız edebiyatının eli kanlı katilinin, “asılmışlar ormanı” baladını yazan, ıssız yolların haydudu Villon’un bir mısraını söyleyeyim kendime ve size-söyleyeyim o mısrayı.
“Çeşmenin yanında susuzluktan ölüyorum.’’
‘’Sadece rüzgar gelir bir güvercinin cenazesine.’’
Yaratamayanlara ve yaşayamayanlara mahsus kör ve zekasız bir nefret var.
Kreşendo
Hayatın neden böylesine sır dolu olduğu sorusu ise bütün sırları kapsayan bir başka büyük sır.
Matador, o erkeklerin hiçbiri kadar akıllı, bilgili, görgülü, esprili değildir, ama o erkeklerin hiçbirinin kasıklarının o kadar yakınından geçmemiştir boğanın boynuzları.
Matadorlar, ölümün canlı halidir.
Graham Greene
Axel Munte
James Hilton
Morg Sokağı Cinayeti Edgar Allen Poe
“Aldatamayacak biri” güvenli, ama sıkıcı, “aldatabilecek biri” çekici, ama korkutucu.
Aşkın en zor kavşağı.

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s