Seksus – Henry Miller

Standard
“Ghompal ‘Hindistan’da bir söz vardır’ diye başladı insanı yıkan öykülerinden birine. Her duruma uygun bir öyküsü vardı Ghompal’ın. Korkunç hoşlanıyordum onlardan; kolay, kendi kendini açıklayan çözümlerdi, zararsız bir örtüye bürünmüş küçük gerçek hapları gibiydiler.”
“Eğilimlerini boğmakta direnirsen, sonunda bir balgam parçacı olursun. Sonunda seni tıkayan parçayı tükürürsün, ancak yıllar sonra anlarsın bunun balgam değil de kendi öz benliğin olduğunu.”
“Kesinlikle inanmadığım bir başka şey de çalışmak. Daha yaşamın eşiğinden beri, bir işte çalışmak ahmaklara vergi bir şeymiş gibi gelirdi bana. Yaratmanın tam karşıtıdır: Bir oyundur yaratma, kendinden başka bir raison d’etre’i olmadığı için de yaşamın en büyük yöneltici gücüdür. Tanrının, evreni kendine iş çıksın diye yarattığını söyleyen oldu mu hiç? Akıl-fikirle hiç ilgisi olmayan bir dizi koşul yüzünden ben de öbürlerine benzedim -köle oldum.”
“Toplumun bir üyesi olmayı bıraktığım, kendim olduğum zaman gerçekten işe yarar birşeyler almaya başlayacaktır dünya benden. Devlet, ulus, dünyanın birleşen lusları, dedelerinin yanlışlarını tekrarlayıp duran birşeyler yığını yalnızca.”
“Şimdiye kadar okuduğum bir tutam kitaptan gözlemlediğime göre, yaşamın iyice içinde olan kişiler, yaşamın ta kendisi olan kişiler, az yiyorlar, az uyuyorlar, ya pek az şeyleri oluyor, ya hiç bir şeyleri olmuyor. Görevmiş, hısım akrabalığın sürdürülmesiymiş, devletin korunmasıymış, böyle boş kavramlar yok kafalarında. Gerçekle ilgileniyorlar, yalnızca bir tek eylem tanıyorlar: Yaratmak. Yaptıkları işte kendilerine buyuranlar yok, çünkü yalnızca kendi verdikleri sözü yerine getiriyorlar. Tek gerçek verme yolu o olduğu için karşılık beklemeden veriyorlar. Çekici bulduğum yaşayış bu işte: bir anlamı var, dosdoğru bir anlamı. Yaşamın kendisi bu işte -çevremdekilerin taptıkları yanlış görüntüler değil.”
“Ruhun yeri, dışdünya ile içdünyanın birbirine dokunduğu noktadadır. Çünkü kimse, yalnız kendi oluyorsa aynı zamanda başkası da değilse kendini bilemez.”
“Sevdiklerimle yakınlarıma acı vermeyi içeriyordu özgürleşmem.”
“İnsanlar, dahinin sonu için endişe duyarlar her zaman. Ben hiç endişelenmedim dahi için: Deha, insandaki dehayi gözetir. Duyduğum endişe, bir hiç olan insan içindi hep. İtiş kakış arasinda yitip gitmiş, varlığı bile fark edilmeyecek kadar sıradan, her yerde görülen insanlar içindi… Dahi için en önemli şey, kendini işe yaramaz kılmaktır. Herkesin katıldığı akıntıya karışmak; bir ucube değil, bir balık olmaktır.”

“Yazmak eyleminin bana sağlayacağı tek yararın, beni öbür insanlardan ayıran şeyleri ortadan kaldırmak olduğu sonucuna vardım. Yabancı bir nesne, yaşamın akıntısından ayrı; onun dışında kalan bir nesne olmak istemiyordum kesinlikle.”

“Yazmak, diye düşünüyorum, iradeden yoksun bir eylem olmalı. söylenecek şey, derin okyanus akıntısı gibi kendiliğinden akıp çıkmalıdır yüze. Yanlış yaşamın biriktirdiği zehiri atmak için yazar insan. Masumluğunu yeniden elde etmeyeçalışır, oysa (yazarak) yapmayı başarabildiği tek şey, dünyayı kendi yanılgısının virüsüne karşı aşılamaktır. Hiç kimse kağıt üstüne tek sözcük dökmezdi, inandığı şeyi yaşamaya cesareti olsaydı. Daha kaynağındayken sapıyor esini. Yaratmak istediği, bir gerçeklik, güzellik ve büyü dünyasıysa niçin milyonlarca sözcük koyuyor bu dünyanın gerçeğiyle kendisi arasına? Öbür insanlar gibi üne, kuvvete ve başarıya kavuşmak için değilse, niçin erteliyor eyleme geçmeyi? ‘Kitaplar insanoğlunun ölmüş eylemleridir’ demiş Balzac. Gene de gerçeği görmüş olmasına karşılık, kendisini elde eden şeytana bile bile teslim etti meleği.”
Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s