Monthly Archives: April 1988

Kadın ve Erkek Egemen Toplum – Yusuf Algazi

Standard

 

Advertisements

Bir Deli Ağaç – Pınar Kür

Standard

bir deli agac

“Diyorlar ki, deli olan sensin, ağaç değil. Ağaçlar delirmez diyorlar. Oysa ben oturuyorum oturduğum yerde. Koşuyu tutturan o. Ben gece gündüz kalkmıyorum yerimden, kıpırdamıyorum bile. Yalnızca bakıyorum. Hep bakıyorum. Soluklanan o. Çırpınan o. Rüzgarlarla oynaşan, güneşe kollarını açan o. Arada uyukladığımda uzanıp camı tıklatan o. Deli olan o. Kötü günleri var.”

Yarım kalmış yaşamlar, çözülmemiş düğümler, geçmişlerine saplanıp kalmış kahramanlar… Yalnızlık ve hüznün ağır bastığı buruk aşk hikayeleri üzerine yapılandırılmış Bir Deli Ağaç, okuru ister istemez kendi yaşamını sorgulamaya itiyor. Yaşamın boşluğuna düşmemek için tutunduğumuz bir dal mıdır aşk?

Usta yazar Pınar Kür’ün ilk öyküleriyle buluşturuyor bizleri bu kitap. Damağımızda bıraktığı o eşsiz tatla iyi edebiyatın zamana karşı yenilmezliğini bir kez daha kanıtlıyor.

Sözüm Sanadır – Erdal Atabek

Standard

Gün gelir, her şey değişir.
Gün gelir, hapisteki insan çıkar, dışardaki hayata karışır.
Gün gelir, kürsüde oturup karar veren yargıç emekli olur, avukatlığa başlar.
Gün gelir, güvenlik komutanı emekli olur.
Gün gelir, gardiyan işinden ayrılır, başka işe girer.
Hapisane zor geçittir.
Kimse hapisaneye girdiği gibi çıkmaz.
Ya büyür ya küçülür.
Büyüse de insandır, küçülse de insandır.
İnsan.
Bu dünyanın insanıdır.
Bu ülkenin insanıdır.
Gün gelir, suç sayılan erdem, erdem sayılan suç olur.
Gün gelir, içerdeki dışarda, dışardaki içerde olur.
Gün gelir, seni bulur
Sen ki insansın.
Sözüm sanadır.

IRZINA GEÇİLEN GENÇ KIZ İÇİN YAZILMIŞTIR

bacaklarının arasında
yeni yetme kızlığı vardı
göğüsleri kabarırken
kambur yürümesi vardı
Sonra
namusun bacaklarının arasında olmadığını
düşündü
namusun akılda olduğunu
namusun yürekte olduğunu düşündü
aklın ve yüreğin satılık olmadığını düşündü
dünya değişmelidir dedi
dünyayı ben değiştirmeliyim
dünyadan ben sorumluyum dedi
aklını ve yüreğini
dünyayı değiştirmeye
adadı
bunu yapmak gerekir dedi yaptı
bunu yapmamak gerekir dedi yapmadı

kapalı bir odada
tek penceresi demir parmaklıklı
kapalı bir odada
yeniden düşündü bütün bunları

onlar
oradaydılar
çoktular pistiler sarhoştular
onu küçültmek istediler
alçaltmak aşağılamak istediler

bacaklarının arasında çocuklar vardı
gülen oynayan çocuklar
çocukları öldürdüler
bacaklarının arasında evin bahçesi vardı
çimenler çiçekler vardı
çimenleri ezdiler çiçekleri yoldular
akşamüstü çayları vardı
çayları döktüler bardakları kırdılar

dışarda ortalık günlük güneşlikti
vapurlar gidip geliyordu
insanlar konuşuyor gülüyordu
kimse görmedi kimse duymadı
güneş batmadı gün kararmadı

bacaklarını arasında
öfkesi vardı aklı vardı yüreği vardı
ölseydim dedi
bomba olup patlasaydım dedi
buhar olup uçsaydım dedi
ölmedi patlamadı uçmadı

ben biliyordum duyuyordum
rakı içiyordum öfkeliydim
korkmuştum azdım kaçmıştım
yardım edemiyordum
her şeye kızıyordum
küçüldükçe küçülüyordum
korkmuştum sinmiştim
beni bağışla kızım
seni koruyamadım
seni kurtaramadım
kaldır başını utanma
utanmak bize düşüyor kızım
ırzına geçilen biziz
biz
hepimiz